| I seen you go down to a cold mirror |
| It was never clearer in my era so |
| You lick a shine upon your forehead or |
| Check it by the signs in the corridor |
| You light my ways through the club maze |
| We would struggle through the dub* daze |
| I see myself in there upon my lover |
| It’s how you go down to the men’s room sink |
| sad we talk of how madmen think. |
| I see myself in there upon my lover |
| I don’t know her from another miss |
| I don’t know you from another. |
| See me run now you’re gone. |
| Dream on… |
| Seni donuk bir aynaya doğru uzanırken gördüm |
| Benim zamanımda bu kadar açık değildi yani |
| Alnındaki parlaklığı yalıyorsun ya da |
| Koridodaki işaretleri kontrol ediyorsun. |
| Klüp labirentindeki yoluma ışık tutuyorsun |
| Dub*la büyüleyip mücadele edebilirdik. |
| Kendimi aşkımın üzerinde görüyorum |
| Erkekler tuvaletindeki lavaboya nasıl uzandığını |
| Delilerin ne düşündüğünü konuşuyor olmak üzücü. |
| Kendimi aşkımın üzerinde görüyorum |
| Onu diğer kadınlardan ayırt edemiyorum |
| Seni diğerlerinden ayırt edemiyorum. |
| Koşarken bana bak şimdi, sen yoksun. |
| Boş hayaller kur… |
| Why you want to take me to this party and breathe |
| I’m dying to leave |
| Every time we grind we know we severed lines |
| Where have all those flowers gone? |
| Long time passing |
| Why you keep me testing, keep me tasking |
| You keep on asking. |
| Beni niye bu partiye götürmek ve nefes almak istiyorsun? |
| Buradan ayrılmak için ölüyorum |
| Her zaman eziyet ediyoruz, halatları kopardığımızı biliyoruz |
| Bu çiçekler nereye kayboldu? |
| Uzun zaman alıyor |
| Beni niçin denediğin, niçin görev verdiğin. |
| Hala soru sormaya devam ediyorsun. |
| Toy-like people make me boy-like |
| Toy-like people make me boy-like |
| They’re invisible, when the trip it flips |
| They get physical, way below my lips |
| And everything you got hoi-polloi* like |
| Now you’re lost and you’re lethal |
| And now’s about the time you gotta leave all |
| These good people… |
| Dream on… |
| Önemsiz insanlar, kendimi 'erkek gibi' hissettiriyor |
| Önemsiz insanlar, kendimi 'erkek gibi' hissettiriyor |
| Onlar görünmezler, uyuşturucunun etkisinde dönüp durduklarında |
| Onlar sadece dokunuyorlar, dudaklarımın çok daha altına |
| Ve sahip olduğunuz herşey sıradan insanlarınki* gibi |
| Artık kayıp ve ölümcülsün |
| Herşeyi bırakıp gitme vakti şimdi |
| Bu iyi insanları da… |
| Boş hayaller kur… |
| Nicer than the bird up in the tree top |
| Cheaper than the chip inside my lap top |
| All the variations you could do with me |
| Nicer than the girl up in your mind you’re free |
| Ağacın tepesindeki kuştan daha iyi |
| Laptopımdaki çipten daha kalitesiz |
| Benimle yapabileceğin tüm varyasyonlar |
| Özgür bıraktığın aklındaki kızdan daha iyi |
| Automatic crystal remote control, |
| They come to move your soul |
| Otomatik kristal uzaktan kumanda, |
| Ruhunuzu oynatmak için geliyorlar. |
| You’re gonna fade into the background |
| Like a better smoke’ll bring you back round |
| Like a man slide inside you my dear |
| Your cheap beer’s filled with crocodile tears |
| See 'em run now you’re gone… |
| Dream on… |
| Toy-like people make me boy-like (x2) |
| I found a reason (x2) |
| Dream on (x3) |
| Geçmişe dönmek üzeresin |
| Sigara dumanı, seni geçmiş halkaya götürecekmiş gibi |
| Bir adamın içinde kaybolup gitmesi gibi tatlım |
| Ucuz biran timsah gözyaşlarınla dolu |
| Koşarken onlara bak şimdi, sen yoksun… |
| Boş hayaller kur… |
| Önemsiz insanlar, kendimi 'erkek gibi' hissettiriyor (x2) |
| Bir sebep buldum (x2) |
| Boş hayaller kur (x3) |
| DUB*: özellikle '80'ler ve '90'larda yapılan remikslerde kullanılan müzik türü. |
| (alıntı) |
| HOİ POLLOİ*: avam tabakası. (eng: the common people) |
| Risingson Çeviri, AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. |