| Elimde güzel günler görmek içim eski resimler var |
| Duruma bir ruhsuzun penceresinden bak |
| Onlara fotoğraf demek te doğru almaz |
| Her biri tablo gibi, hepsi siyah beyaz |
| O devrin renk körüyüz dönüp baktığında |
| Sokak lambaları hep sıcaktır sönüp kaldığında |
| Kaldırımda hayat güzel görüp kalktığında hepsi biter |
| Tünel sonundaki ışık yandığında |
| Çünkü gerçek üstü göz kamaştıran |
| Bütün sahtelikler, inanmazsın, hangi kurgudan |
| Fırlamış bu, diye sorduğumu duyduğun zaman |
| Bence çok düşünme, tüm rüyalar kabus olmadan |
| Benim gırtlağıma saplanan bir yumruk adın |
| Her zaman en kötüye yürüyorken uygun adım |
| Fotoğraf içindeyken hoş gözükür korkuların |
| Fotoğraf elindeyken paramparça uykuların |
| Ve şimdi duvarların söz hakkına kavuştuğu an |
| Ona kulak verme ve bahsetme konuştuğundan |
| Şimdi duvarların söz hakkına kavuştuğu an |
| Senelerdir aynı sesle boğuştuğumdan… |
| İnanmak istiyorum inandığın yalanlara |
| İlk defa zerre şüphe duymadığımı farzet |
| Hiç soru sormayacağım, istediğini anlat ama |
| Bana iyilerin de öldüğünden bahset |
| Mutlu fotoğraflar asılmıştı duvarlara |
| Bana biraz olsun inanmayı bahşet |
| Bütün masalları birer birer anlat ama |
| Bana iyilerin de öldüğünden bahset |
| Öldüğünden bahset |
| İyilerin de öldüğünden bahset |
| Bana iyilerin de öldüğünden bahset |
| Bana iyilerin de öldüğünden bahset |